Şeker hastaları ayakkabı tercihini nasıl yapmalı?

Şeker hastaları ayakkabı tercihini nasıl yapmalı?

Diyabet hastalığı ayak sağlığını yüzde yüz etkileyen bir hastalık olarak bilinmektedir. Peki, halk arasında şeker hastalığı olarak bilinen diyabet hastaları nasıl bir ayakkabı tercihi yapmalıdır? İşte şeker hastalarının sağlığını etkileyen ayakkabı tercihi hakkında detayları bu yazımızda sizlerle paylaşacağız.

Diyabet hastalarının mutlaka ayak sağlığına önem vermesi gerekiyor. Bu nedenle şeker hastaları ayaklarının yapısına uygun, oldukça rahat, ortopedik ayakkabıları tercih etmesi gerekmektedir. Özellikle şeker hastalarının sıklıkla karşılaştığı ayaklarda oluşan değişiklikler sonrası ayakkabı tercihi çok doğru yapılmalıdır.  Ayakları deforme uğramış hastalar kesinlikle çok rahat ayaklarını hiçbir yerden baskı yapmayacak şekilde ayakkabı türleri tercih etmesi gerekiyor.

Şeker hastalarının ayakkabı seçimine önem vermesi gereken konu ayakkabının dışının mutlaka deri olmasıdır ancak dışı deri olacak ayakkabının içinde kesinlikle deri katkısı bulunmaması önerilmektedir. Ayakkabı tercihinde asıl önemli olan konu ise bilindiği üzere diyabet hastalarında ayak akıntısına çok sık rastlanılmaktadır bu nedenden ötürü iç astarı kesinlikle deri olmamalı ve ferah tutan iç astarlar tercih edilmelidir.

Diyabet hastalarının dikkat etmesi gereken bir konuya da değinelim. Rahat bir ayakkabı tercih etmesi gereken diyabet hastaları için ayakkabının ön ve arkasında hafif boşluk bulunması diyabet hastalarının günlük hayatını oldukça olumlu etkileyecektir çünkü ayakkabıda bulunan bu boşluklar yürürken az enerji tüketmenizi sağlayacaktır.

Diyabet hastalarının ayakkabı tercihi oldukça önem taşıyan bir konudur. Diyabet hastalarının kan şekerinin dengeye girebilmesi için hareket etmek zorunda oldukları göz önünde bulundurularak yukarıdaki tarif etmiş olduğumuz ayakkabı çeşitleri tercih edilerek giyilmelidir. Bu ayakkabı tercihi kişinin hastalığını olumlu yönde etkilemektedir.

Norovirüs salgınına dikkat

Son dönemlerde yeni bir salgın olan halk arasında mide ve karın gribi olarak bilinen Norovirüs salgını için dünya alarm verdi. Bir anda yüzlerce kişiye bulaşabilen bu korkutucu virüs şiddetli ishale neden oluyor. Peki, bu virüsün belirtileri, korunma yolları, tedavisi nasıl oluyor? Bu yazımızda sizlere bu virüsün detaylarını anlatacağız.

Oldukça etkili olan virüs yüzlerce kişiye aniden etki edebiliyor. Havaların soğumasıyla hastalıklarda yoğun bir oranda artıyor, kapalı ortamlarda bulunan kişi sayısı artıkça hastalık virüsleri kişiden kişiye bulaşıyor. Son olarak dünyayı oldukça etkisi altına alan Norovirüs salgını hayati tehlikeye kadar götürebiliyor.

Dünyada her yıl 200 bin kişinin ölümüne neden olan Noravirüs salgını korkutuyor. Özellikle toplu taşıma araçlarında, okullarda, hastanelerde yaygın olan bu virüs bir anda şiddetli ishal ile ortaya çıkıyor. Aşırı sıvı kaybına neden olduğu için sonu ölümle son buluyor.

Korkutan salgın Norovirüs belirtileri aşırı halsizlik, bulantı, kusma ve ishal ile kendini belli ediyor. Bu virüsü kapan hastalar için hijyen en önemli etken oluyor. Norovirüs hastalığına yakalanan hastaların yattıkları nevresimlerini, iç çamaşırlarının yıkanma virüsün diğer kişilere geçmesi engelliyor.

Noro virüsünden korunmanın yollarına da değinecek olursak öncelikle bol sıvı almak , yemek yemeden önce mutlaka elleri yıkamak , tuvalet ihtiyacı sonrası da elleri yıkamak kişinin bu tehlikeli virüsü kapmamasında büyük rol oynuyor.

Havaların soğuması ile ortaya çıkan bu korkutan virüs hakkında uzmanlar ciddi uyarlılarda bulunuyor. Karın gribi olarak bilinen bu virüsten yukarıdaki önlemleri alarak korunmanız mümkün olacaktır.

Çölyak hastalığı nedir, nasıl ortaya çıkar?

Dünyada her 250 kişiden 2’sinin çölyak hastası olduğu ortaya çıktı. Halk arasında gıdalardaki glüten maddesine karşı alerji anlamına gelen bu hastalık kansere neden olabiliyor.

Çölyak hastası sinsi bir hastalık olduğu için yıllardır bu hastalığın vücudunda olduğunu bilmeden yaşayan bireyler kanser tehdidi ile karşı karşıya kalıyor. Buğday, çavdar, arpa yememesi gereken çölyak hastaları hastalıklarından habersiz bu gıdaları tüketince ince bağırsak kanserine neden oluyor.

Dünyada 250 kişi arasında 2 kişinin çay, simit, ekmek gibi gıdaları yemesi yasak nedeni ise gıdaların içerisinde bulunan glüten maddenin vücutta oluşturduğu alerjiden kaynaklanıyor. Vücut bu glüten maddenin emilimini sağlayamadığı için sağlıklı olan bu gıdalar insan vücuduna zarar vererek kanser riskini artırıyor.

Tıp dilinde glüten anteropatisi olarak bilinen ve bir diğer adı çölyak hastalığı olan hastalık esasında bir alerji hastalığıdır. Ülkemizde çölyak hastalığı çoğu kişi tarafından bilinmese de toplumda oldukça sık rastlanan bir alerji hastalığı olarak görülüyor.

Çölyak hastaları glüten içeren gıdalardan uzak durmalıdır, yanlışlıkla tüketilen bu glüten içeren gıdalar sonrası alerjisi olan kişilerin şikâyetleri artmaya başlıyor. Alerjisi olan bu kişiler glüten içeren gıdalar tüketmesi sonrası şişkinlik, karın ağrısı, kilo alamama, ishal gibi rahatsızlıklarla karşı karşıya kalıyor. Bu belirtiler sonrası hastalık teşhisi konulurken bazı kişiler bu kadar şanslı olamıyor ve hastalık hiçbir belirti göstermeden vücudumuzda kansere kadar gidebiliyor.

Kanser riski ile karşı karşıya getiren bu hastalık için erken teşhiş çok önemli olmaktadır. Çölyak hastalığı teşhisi konulan hastalar düzenli bir diyet ile bu hastalıktan kurtulabiliyor ancak teşhis edilemeyen bu hastalık oldukça tehlikeli olabiliyor. Glüten madde vücuda her defasında oldukça zarar vererek kişinin ince bağırsak kanserine yakalanmasına neden oluyor.

Çölyak hastalığı diyet tedavisi ile geçecek kolay bir hastalıktır ancak teşhisi konulmaz ise hayati tehlike ile karşı karşıya kalınabilir. Bu sebepten dolayı yukarıdaki belirtiler sizde de varsa en yakın sağlık kuruluşunda araştırma yaptırarak bu hastalıktan diyet yöntemi ile kurtulabilirsiniz.