Son Dönemin En Popüler Hastalığı: Reflü

Son Dönemin En Popüler Hastalığı: Reflü

İnsan sağlığı noktasında, özellikle son yıllarda yazılı ve sözlü basında en sık karşılaşılan soruların başını “Reflü nedir?” ve “Reflü ne demek?” soruları çekmektedir. Bu bağlamda en genel ifadeyle reflü; midede sindirime yardımcı olan asidin sık sık ağız ve yemek borusuna geri gelmesi durumu olarak ifade edilebilir. Hemen herkes yaşantısı boyunca en az bir kez reflü ile karşı karşıya kalmıştır. Fakat tahmin edilebileceği gibi reflünün tekrarlama periyodu bireyler arasında bir hayli değişkenlik gösterir. Elbette bu durumun en temel sebebi; insan vücudundaki birçok çeşitli etmenin reflüyü tetikliyor olmasıdır. Dönemsel olarak ortaya çıkan ve bireye kısa süreli rahatsızlıklar veren reflünün tedavisi, kronik olarak ortaya çıkan reflü ile kıyaslandığında daha kolaydır.

Detaylarıyla Reflü Belirtileri

Hemen her hastalıkta olduğu gibi reflüde de belirtilerin doğru bir şekilde yorumlanması ve bunun neticesinde hastalığın erken teşhisi oldukça önemlidir. Kliniksel araştırmalar ışığında bakıldığında hasta bireylerde rastlanan reflü belirtileri bir hayli farklılık göstermektedir. Buna rağmen otoriteler tarafından yapılan incelemeler neticesinde belirli başlı reflü belirtileri genele uyarlanarak kabul edilmiştir. Genele uyarlanan bu reflü belirtilerini şu şekilde özetlemek mümkündür:

– Yutmada Yaşanan Güçlükler: Mide asidinin yemek borusunu ve gırtlağı tahriş etmesi, bu bölgelerde boyutsal olarak daralma meydana getirir. Mideye ulaşırken daralan bu yerlerden geçen gıda maddeleri bireye bir hayli acı verir.

– Zatürre: Düşük bir olasılık da olsa bireyin zatürre geçiriyor olması reflü hastalığını işaret edebilir. Bu aşamada reflünün yalnızca yemek borusunda tahribata neden olmadığını ve akciğerlerde de bölüm bölüm hasara sebebiyet verdiğini göz önünde bulundurmak gerekir. Birbirine yakın zamanlarda birden fazla zatürre geçiren bireylerin reflü olması olasılığı bir hayli yükselir.

– Göğüste Yanma ve Ağrı: Mide asidinin mide duvarlarını tahriş etmesi ve daha yukarılara çıkarak yemek borusunda tahribata sebebiyet vermesi, göğüs bölgesinde yanma ve ağrı meydana getirebilir. Bu bağlamda bakıldığında göğüste meydana gelen ağrı ve yanma hissinin kuvvetli bir reflü belirtisini olduğunu söylemek yanlış bir ifade olmayacaktır. Erken teşhiste bu hastalığın tedavisi daha rahatlayıcı olmaktadır.

Kadınların Anlatamadığı Sağlık Sorunları Ve Tedavileri

Kadınların anlatamadığı sağlık sorunlarının ve tedavisi hakkında, birçok insan çekinerek bilgi sahibi olmadan hastalıklarla mücadele etmeye çalışmaktadır. Oysaki çok ciddi sonuçlar ve ciddi hasarlar bırakabilmektedir bu sorunlar.

Birçok kadının olması gerek diye düşündüğü ama sebebini bilmediği bir hastalık olan Vagintis-Vulvitis, dış genital bölge ile vajen bölgesinin inflamasyonuna bağlı olarak ortaya çıkan kötü kokulu akıntıdır. Bu hastalık kendini kaşıntı ve ciltte şişme ile kendini gösterir. Sebebi ise genelde mantar, bakteri, protozoo enfeksiyonların da, iritan madde (iltihap), kullanılan ilaçlar, tümör ve hormonal değişimlerdir. Bunlardan herhangi birinin habercisi olan bu kötü kokulu akıntı görüldüğünde bir hekime giderek ultrasyon ya da tahlillerle muayene olunarak tedai gerektirmektedir.

Dismenore (Ağrılı adet); Ergenlik dönemine giren bayanların genelinde görülen bir durumdur. Adet dönemi öncesi başlayarak adet’in olması ile azalan ve geçen bir rahatsızlık olmasına rağman bazı bayanlarda üç dört gün şiddetli ağrılar görülüp bellerinde ve ayaklarında kıpırdatamama görülebilmektedir. Çok ciddi rahatsızlıkta yapabilmektedir, şiddetli ağrıdan kasılan bel ve bacaklardaki kasılmalar sinir ve damarlara zarar verebilir o yüzden adet dönemlerinde doktorunuzun önerdiği ağrı kesicilerden kullanabilirsiniz. Doktora danışılmadan bu dönemde ilaç kullanılmamalıdır. Adet dönemindeki bu ağrılara miyom ve adezyonlar da sebep olabilmektedir. Her ne olursa olsun doktor kontrolünde olmanız en güzelidir.

Endometriozis adı verilen bu rahatsızlık rahim içi duvarının vücudun başka bir yerine yerleşerek orda gelişimini sağlamasıdır. Bu doku yumurtalık bölümüne yerleşirse ve orda büyürse çikolata kisti (endometrioma) olarak adlandırılır. Bazı kadınların mesanesinde, bağırsağında hatta ameliyat dikişlerinde bile görülmüştür. Aylık hormanal değişimler bu doku üzerinde etkili olduğundan ağrı ve kanama yapabilmektedir. Çoğu kadın adet döneminin erken olduğunu sanarak doktora gitmemektedir. Vücudun bir bölümüne yerleşip yapıştığı için kısırlık sebeplerinden biridir. En çok gösterdiği belirtileri ilişkide ağrı, adetli iken kasık ağrıları, bağırsak hareketlerinin ağrılı olması, adet döneminden önce başlayan lekelenmelerdir. Dikkatli davranıp iyi kontrol edilmeli ve adet düzenin iyi bilmelisiniz ki fark edip önlemini alabilesiniz.

Miyom ise 4O yaşın üstündeki kadınların çoğunda görülmektedir. İyi huylu bir tümördür. Pek kendini belirtiyle göstermeyip tesadüfen ultrasyon da görülen bir tümördür. Ama iyi huyluda olsa bazı ciddi sorunlara sebebiyet yaratmaktadır. Bunlar; sık idrara çıkma, aşırı vajinal kanamalar, kasık ağrıları, kabızlık hatta gebelikte düşüklere sebeb olmaktadır.

Premenstrüel sendrom; Adet döneminin ikinci döneminde ortaya çıkan fiziksel ve davranışta olan değişiklik olarak belirlenen karakterize bir durumdur. Alt karında şişlik, göğüs hassasiyeti, şişkinlik, kabızlık, ishal, iştah artışı, yorgunluk, duyusal tutarsızlık, depresyon, uyku bozuklukları, sıcak basmaları, gece terlemeleri, migren gibi sorunları içermektedir. Bu durumlar adet bitiminde ortadan kalkar genelde sağlık açısından zararı olmasa da bazı ruhsal süreçler yaşatmaktadır.

Daha birçok rahatsızlık var denemeyen ama lütfen en azından bir Kadın doğum doktoruna anlatın. Erken teşhis hayat kurtarır.

Şeker hastaları ayakkabı tercihini nasıl yapmalı?

Şeker hastaları ayakkabı tercihini nasıl yapmalı?

Diyabet hastalığı ayak sağlığını yüzde yüz etkileyen bir hastalık olarak bilinmektedir. Peki, halk arasında şeker hastalığı olarak bilinen diyabet hastaları nasıl bir ayakkabı tercihi yapmalıdır? İşte şeker hastalarının sağlığını etkileyen ayakkabı tercihi hakkında detayları bu yazımızda sizlerle paylaşacağız.

Diyabet hastalarının mutlaka ayak sağlığına önem vermesi gerekiyor. Bu nedenle şeker hastaları ayaklarının yapısına uygun, oldukça rahat, ortopedik ayakkabıları tercih etmesi gerekmektedir. Özellikle şeker hastalarının sıklıkla karşılaştığı ayaklarda oluşan değişiklikler sonrası ayakkabı tercihi çok doğru yapılmalıdır.  Ayakları deforme uğramış hastalar kesinlikle çok rahat ayaklarını hiçbir yerden baskı yapmayacak şekilde ayakkabı türleri tercih etmesi gerekiyor.

Şeker hastalarının ayakkabı seçimine önem vermesi gereken konu ayakkabının dışının mutlaka deri olmasıdır ancak dışı deri olacak ayakkabının içinde kesinlikle deri katkısı bulunmaması önerilmektedir. Ayakkabı tercihinde asıl önemli olan konu ise bilindiği üzere diyabet hastalarında ayak akıntısına çok sık rastlanılmaktadır bu nedenden ötürü iç astarı kesinlikle deri olmamalı ve ferah tutan iç astarlar tercih edilmelidir.

Diyabet hastalarının dikkat etmesi gereken bir konuya da değinelim. Rahat bir ayakkabı tercih etmesi gereken diyabet hastaları için ayakkabının ön ve arkasında hafif boşluk bulunması diyabet hastalarının günlük hayatını oldukça olumlu etkileyecektir çünkü ayakkabıda bulunan bu boşluklar yürürken az enerji tüketmenizi sağlayacaktır.

Diyabet hastalarının ayakkabı tercihi oldukça önem taşıyan bir konudur. Diyabet hastalarının kan şekerinin dengeye girebilmesi için hareket etmek zorunda oldukları göz önünde bulundurularak yukarıdaki tarif etmiş olduğumuz ayakkabı çeşitleri tercih edilerek giyilmelidir. Bu ayakkabı tercihi kişinin hastalığını olumlu yönde etkilemektedir.