Türkiye’de Teknolojinin Anlamı ve Önemi

Türk insanının teknolojiye olan tutkusu, cep telefonlarının çıkmasıyla birlikte saman alevi gibi büyümüş, günümüze kadar yükselerek gelmiştir. Ancak gelişmiş ülkelerde olan teknoloji düşkünlüğü gibi kaliteli olmayan bu bağımlılık, insanlara zarar veren biçimde ve seviyededir. Türkiye’de teknolojinin anlamı ve önemi aslında çok basit bir şekilde açıklanabilir. Ancak biraz detaya inmek ve irdelemek istiyorum. Teknolojinin aslında cebimizdeki veya elimize yapışmış olan cep telefonlarından, yüksek GB’lı oyunları oynamakla kısıtlı olmadığına biraz değinmemiz, belki birkaç kişiyi doğru bir yere çekmeye yardımcı olabilir.

Teknoloji, her türlü gelişmeyi konu alan, özellikle sanayi gücünün arttırılmasını temsil etmektedir. Ancak ülkemizdeki teknoloji anlamı, Avrupa ülkelerinde üretilen ve bizleri esir etmesi için özel olarak yapılmış cihazlardan ileriye gitmiyor. Son zamanlarda ülkemizdeki en büyük bilim ve sanayi anlamındaki gelişmenin organik hoşaf ve Pazar tabelalarının Arapça yazılması olduğunu da göz önünde bulundurursak, yalnızca akıllı telefon, tablet, televizyon, otomobil ve bilgisayar gibi aygıtları kullanarak, teknolojik bireyler olduğumuzu düşünmemiz normal gibi geliyor.

Fakat diğer ülkelere baktığımız zaman, atom bombası, kimyasal silahlar, uzayda yeni bir ülke kurmak, NASA’nın yaptığı tüm uzay bilimi ve çalışmalar, sosyal medya alanındaki tüm yeniliklerin altındaki imzalar, bizleri esir etmekten başka bir amaca hizmet etmemektedir. Türkiye’de teknoloji denilince akla, online oyunlar oynamak ve akıllı telefonları sürekli kullanmak geliyor. Birden fazla aygıtla aynı anda uğraşınca, teknoloji kurdu, hiçbir şey yapmadan oyun oynamak ve sosyal medyada takılmak ise, teknolojik insan olmanın anlamıdır. Türkiye’de teknolojinin anlam ve önemi hiçbir zaman üretme ve geliştirmeyi desteklememektedir. Türk insanının aklını ve elini daima meşgul edecek cihazların bulunması, düşünme yetimizi de zamanla köreltecektir.

Hayatımızın büyük bir kısmını harcadığımız bu gereksiz aygıtlar sayesinde, artık çocuklarımızda sokakta oynamak yerine, evde tablet ile vakit geçirmek istiyor. 90’lı yıllardaki çocukluklar olmadığı gibi; bundan sonra daha vahim bir hal alabilecek tüm gelişmeler aleyhimize işlemektedir. Buna bir dur demek için ise; en yakınımızı uzak durmaya yöneltmekle başlayabiliriz. Bir insan bile kurtulsa, kendisiyle birlikte bir ailenin kurtulması oldukça iyi bir sonuç demektir.

Üniversite İçin Yurt Seçerken, Nelere Dikkat Edilmeli?

Yaşadığınız şehirden farklı bir yerde üniversite okumayı planlıyorsanız, kendi başınıza eve çıkmayı ikinci plana bırakmanız, yurt olanaklarından yararlanmayı düşünmeniz oldukça mantıklı bir karar olacaktır. Çünkü henüz 20 yaşında olan öğrencilerin, kendi başlarına hayatı idame ettirebilmeleri zorlaştığı gibi; evin masrafları ve sorunlarıyla ilgilenmeleri, yurt hayatına ziyade; ev hayatı hem daha sağlıksız hem de daha pahalı olacaktır. Bu gibi unsurları göz önünde bulundurduğunuz zaman, üniversite yıllarını dışarıda geçirecek olanların yurtta kalmaları daha uygundur.

Üniversite için yurt seçerken nelere dikkat edilmeli şeklinde bir soru sormanız da, oldukça normal. Üniversite yıllarınızın 2/4 veya 6 yıl süreyi bir şehirde geçirmek, oralı olmak demektir. Yurt seçimi yaparken de, bu süreyi göz önünde bulundurmak gerekir. Uzun süre kalacağınız yurt, sizlere hizmet vermelidir. Yurt seçerken, ilk olarak konumuna dikkat etmeniz gerekir. Kampüs alanına yakın, fakültenize veya yüksekokulunuza yürüme mesafesinde bir yurt seçmelisiniz. Eğer mümkünse; hem kampüse hem de şehir merkezine yakın olması, alışverişlerinizi ve boş zamanlarınızda gezmenizi kolaylaştırır, masraftan düşmenizi sağlar. Bunun yanı sıra; yurt içindeki imkanlara da iyi bakmanız gerekir. Kablosuz internet, 24 saat sıcak su, güvenlik kameraları ve görevlileri, odaların kaç kişilik olduğu, odaların büyüklüğü, ortak yaşam alanlarının ferahlığı ve verimliliği, sosyal imkanların bulunup bulunmaması gibi; bir insanın yaşaması için gerekli olan her detay oldukça önemlidir.

Aynı zamanda, aylık ücretlerin ne kadar olduğunu da dikkate almanız gerekmektedir. Unutmayın, üniversite öğrencilerinin çalışması bir noktadan sonra oldukça zordur. Tam zamanlı iş bulsanız bile çalışamayacağınız gibi; yarım zamanlı işlerden kazanacağınız para, ailenize maddi anlamda külfet teşkil etmenize sebep olur. Bir de, oldukça yüksek fiyatlı yurt seçerseniz, bu konuda sorun yaşayabilirsiniz.

Elbette ki, ilk tercih KYK’nın tahsis ettiği devlet yurtları olmalıdır. Hem fiyat, hem de diğer saydığımız tüm imkanları en iyi şekilde sunan KYK yurtları için ise; başvuru yapmanız ve sıranın size gelmesini beklemek durumundasınız. Üniversite için yurt seçerken dikkat edilmesi gereken noktaları anladıysanız, KYK yurtlarına geçene kadar, bu şartları tamamlayan bir yurt için, üniversiteye başlamadan araştırma yapmanız iyi bir fırsat doğurabilir. Hem de şehri tanımanız için imkan tanıyacaktır.

Ağız ve Diş Sağlığının Önemi

Günümüzde insan hayatına verilen değer oldukça düşüktür. Daha doğrusu, insanların kendilerine verdikleri değere baktığımız zaman, hiçbir zaman tam anlamıyla sorunsuz bir yaşantıya ulaşmamız mümkün değil. Ağız ve diş sağlığının önemi bu sorumsuzluklarımızdan yalnızca birisidir. Ancak ağız ve diş diyerek geçmek, oldukça kötü sonuçlar doğurabilir. Ülkemizde diş bakımı, diş hekimine sürekli kontrol ettirme gibi alışkanlıkları yüzdeye vurduğumuz zaman, üzücü sonuçlar çıkmaktadır. Ancak sağlıklı ağız ve dişe sahip olmamamızın sonucu olarak daha fazla, daha sık ve daha kötü hastalıklara yakalanacağımızı da unutmamalıyız.

Ağız ve diş sağlığı kontrolleri henüz çok küçük yaşlarda başlamalıdır. 10-12 yaş arasında düzenli diş fırçalama alışkanlıkları edinen bir insan, ömrünün sonuna kadar bu alışkanlığını sürdürebilir. Günde en az 2 kere dişlerin fırçalanması, hem ağzınızı hem de dişlerinizi bakterilerden koruyacaktır. Bu işlemin yapılmaması sonucunda ise; 12 saat sonra dişlerdeki biriken atıkların plak halini aldığını görebilirsiniz. Halen daha fırçalanmayan ve aradan 24 saat geçmesinin ardından ise; fırça ile temizlenmeyecek bir hal alabilir. Ağzınızdaki sağlıksız durumun, kalp ve böbreğe uzanacak kadar kötü hastalıkları tetiklediği gibi; hayatınızı da olumsuz olarak etkileyeceğinden emin olabilirsiniz.

Öyle ki; bir ortamda gülüşlerinizi saklayıp, gülmek üzereyken dişlerinizin beyaz olmaması aklınıza geldiği zaman, yarım kalmış gibi hissedebilirsiniz. Fakat düzenli bakımları yapılan, fırçalamayı ise; tavsiye edilen şekilde gerçekleştirilen ağızlarda, hem daha ferah ve temiz nefeslere ulaşabilir, hem de görüntü olarak maksimum kaliteye ulaşabilirsiniz.

Tüm bunların yanı sıra; diş etlerinde meydana gelecek hastalıklar sonucunda kısa vadede dişlerinizin sağlıksız olması sebebiyle çürüyerek, bir sonraki aşama olan dökülme veya şiddetli ağrı sonucunda çekilmesi gerekecektir. Ülkemizde 35-40 yaş üzerindeki insanların azımsanmayacak kadar büyük bir kısmı, takma diş kullanmaktadır. Ancak unutmamalıyız ki; kendi dişlerimizin görüntüsü, performansı ve sağlığı, asla takma dişlerle karşılanamaz. Ağız ve diş sağlığının önemi konusunda sayısız madde sıralayabiliriz. Ancak genel olarak bilmeniz gereken, uzun vadede vücudunuzun tüm organlarına bulaşacak farklı rahatsızlıkları tetikleyen hastalıklarla uğraşmamak için, düzenli bakımlar yaptırmanızdır. Hayata bir kere geldiğimizi asla unutmayıp, her zaman en iyiyi yaşamak için uğraşmalıyız.