2017’ de İz Bırakan Oyunlar

2017’ de İz Bırakan Oyunlar

Sırasıyla bilgisayar ve internetin sosyal yaşam içerisinde rollerinin günden günde artmasının etkileri bilgisayar oyunlarında da bariz bir şekilde görünür hale geldi. Bu noktada, özellikle 21. yy teknolojisinin bir getirisi olan sanal gerçekliğin, bilgisayar oyunlarının kalite ve görüntü standartlarını önemli ölçülerde yükselterek bu duruma öncülük ettiğini söylemek yanlış bir ifade olmayacaktır.

Tahmin edilebileceği gibi oyunlarda kalitenin artması ve standartların yükselmesi ile oyunseverlerin bilgisayar oyunlarına olan ilgisi büyük bir artış gösterdi. 2017 yılında piyasaya sürülen oyunların bir kısmı kısa sürede popülaritesini ve kullanıcı sayısını arttırırken bir kısmı da beklentilerin altına kalarak ilgi görmedi. Bu doğrultuda oyunseverlerin 2017 yılında beğenerek oynadığı oyunları sıralamak istersek:

– Tekken 7: PC, Arcade, PlayStation 4 ve Xbox One cihazlarında oynanabilen Tekken 7, kullanıcıya 38 farklı karakter ile gerçekçi bir dövüş tecrübesi sunuyor. Buna ek olarak oyunun online ve hikaye modunun olması da oyunseverlerin dinamik bir oyun oynayarak eğlenceli vakit geçirmesini kolaylaştırıyor. Nitekim son dönemlerde popüler dövüş oyunları listesinde liderliği Mortal Kombat’ a kaptıran Tekken serisinin 7. Oyunun kaybedilen tahtı geri alacağı tahmin ediliyor.

– Prey: Arkane Studios çıkışlı bir bilim kurgu oyunu olan Prey, gelişmiş efektleri ve etkileyici hikayesi ile 2017 yılından en çok oynanan bilgisayar oyunları listesinde üst sıralarda bulunuyor. Kullanıcılarına neredeyse kusursuz bir uzay macerası ve aksiyon deneyimi sunan Prey, Xbox One, PlayStation4 ve PC’ lerde oynanabiliyor.

– Resident Evil 7/BioHazard: Korku-Gerilim türü oyun kategorisinde deyim yerindeyse tabuları yıkan Resident Evil, 2017 yılında piyasa sürdüğü 7. oyunu ile de büyük bir beğeni topladı. Özellikle etkili görsel efektleri ve sahip olduğu sanal gerçeklik modu ile kullanıcılarına benzersiz bir deneyim sunan Resident Evil’ ın, kullanıcılar tarafından en çok eleştirilen noktası ise; hikayesinin kısa sürede tamamlanabilir olması oldu.

– Horizon Zero Dawn: Yalnızca PlayStation 4 için tasarlanmış bir oyun olmasına rağmen sahip olduğu distopya teması ve bilim kurgu özellikleriyle ile oyunseverlerin 2017 yılında en çok tercih ettiği oyunlar listesinde kendisine yer buluyor.

Etkili Ders Çalışma Teknikleri

Öncelikli olarak verimli ve etkinli ders çalışmanın masa başında uzun saatler geçirmek olmadığını, bireyin önceden belirlediği hedefler doğrultusunda belirlediği programa günü güne uyarak çalışmak olduğunu belirtmek gerekir. Bu doğrultuda bakıldığında öğrenme faaliyetlerinde başarılı bir sonuç almanın yolunun çok çalışmaktan değil, etkili ve yeterli çalışmakta geçtiğini söylemek yanlış bir ifade olmayacaktır.

Bireyin etkili ders çalışma noktasında uygulayabileceği çeşitli teknikler mevcuttur. Bu teknikleri şu şekilde sıralamak ve detaylandırmak gerekir:

– Dersi Derste Dinlemek: Bireyin ders esnasında konsantrasyonunu en üst düzeyde tutması ve konuyla ilgili merak ettiği soruların cevabını o esnada öğrenmesi etkili ders çalışma yöntemlerinin ilk aşamasını oluşturur.

Elbette etkili ders dinlemek yalnızca bunlardan ibaret değildir. Ders esnasında önemli noktaların not edilmesi ve öğretmen ile göz teması kurulması da bu alt başlığa dahil edilebilir.

– Gün İçerisinde Öğrenen Bilgilerin Tekrar Edilmesi: Belirli bir başarı düzeyini yakalayan bireyler üzerinde yapılan araştırmalar ortak noktalarının; gün içerisinde öğrendiği bilgileri tekrar etmesinin yakaladıkları başarıda bir hayli etkili olduğunu ispat etmiştir. Bunun yanında tekrar edilmeyen bilgilerin % 50’ sinin unutulacağı, tekrar edildiği takdirde ise öğrenilenlerin % 70’ inin akılda kalacağı istatistiksel veriler ile kanıtlanmıştır. Yani genel olarak bakıldığında bireyin düzenli bir tekrar alışkanlığına sahip olması etkili ders çalışma teknikleri arasında büyük bir paya sahiptir.

– Sorular İle Konunun Kavranması: Etkili ders çalışma tekniklerinin üçüncü ayağını kavramaya çalışılan konu ile ilgili çözülen sorular oluşturur. Soru çözmek, teorideki bilgilerin bir nevi pratiğe dökülmesidir. Ayrıca bilgilerin uzun süreli bellekten kısa süreli belleğe geçiş hızını yani bilginin hatırlanma hızını arttıran faktörlerin başında o konuyla ilgili çözülen soru sayısı gelir.

– Bilgilerin Sistematik Bir Şekilde Belleğe Alınması: Etkin ders çalışma yöntemlerinden bir diğeri de çalışılması planlanan konuların bir sisteme yerleştirilmesi diğer bir deyişle ders çalışma programı içerisinde yerlerinin belli olmasıdır. Her bir konunun önem derecesine göre ona ayrılan sürenin de doğru belirlenmesi gerekir. Bireyin öğrenimi kolay bir konuda normalden fazla vakit harcaması diğer konulara ayırabileceği zamanın kısalması anlamına gelir.

Etkili ders çalışma tekniklerinin en büyük özelliği bir arada kullanıldıkları takdirde büyük bir etkiye sahip olmalıdır. Yukarıda belirtilen tekniklerin ayrı ayrı değil de bir bütün olarak ele alınması bireyin başarı olasılığını oldukça yükseltecektir.

Bir Büyük Hikaye: AYLA

Bir Büyük Hikaye: AYLA

Beyaz perdede son dönemlerin en çok ses getiren ve etkisini bir süre daha hissettireceğine kesin gözüyle bakılan Ayla’ nın oyuncu kadrosunda; İsmail Hacıoğlu, Murat Yıldırım, Ali Atay, Çetin Tekindor ve Damla Sönmez gibi birçok ünlü oyuncu yer alıyor. Yönetmen koltuğunda Can Ulkay’ ın oturduğu ve Türkiye’ nin Oscar Adayı olan Ayla’ da, İsmail Hacıoğlu’ nun sergilediği performansa ayrı bir parantez açmak gerekir.

1985 doğumlu genç oyuncu Hacıoğlu, “Bir İstanbul Masalı” ile kameraların önüne geçtiği günden itibaren yer aldığı projelerin tümünde izleyicinin beğenisi kazandı ve bunun neticesinde popülaritesini kısa bir süre içerisinde arttırdı. Ayla filmi özelinde bakılacak olursa, hikayenin kahramanı ve Ayla’ yı bulan kişi Süleyman Dilbirliği’ ni canlandıran İsmail Hacıoğlu, rolünün tüm gereklerini yerine getirmesi ve oyunculuk yeteneği ile izleyicilerden tam not aldı.

Gerçek Bir Hikaye Beyaz Perde’ de

Ayla’ nın projelendirme aşamasından itibaren bu denli ilgi çekmesinin sebeplerinden belki de en önemlisi filmin yaşanmış bir olaya dayanıyor olması. 1950 yılında oldukça kanlı çatışmaların görüldüğü Kore Savaşı sırasında, Güney Kore tarafına yardıma giden Türk Birliklerinden Astsubay Süleyman Dilbirliği’ nin soğuk bir kış gecesinde bulduğu ve Ayla ismini koyduğu kızın hikayesini anlatan film birçok sahnesiyle deyim yerindeyse izleyicinin tüylerini diken diken yaptı.

İskenderun’ dan Kore’ ye

İskenderun’ da görev yaptığı sırada Kore Savaşı’ na gidecek olan kafileye çağrılan Dilbirliği’ nin hayatı Ayla’ yı bulduktan sonra tam anlamıyla ters yüz oldu. Kısa sürede birbirlerine bağlanan Dilbirliği ile Ayla arasındaki duygusal sahnelerin beyaz perdeye aktarılması sinemaseverleri gözyaşlarına boğdu.

Filmin temel amacı olarak; Türk Silahlı Kuvvetleri’ nin şefkatli ve yardımsever yüzünü özelde Türkiye, genelde ise küresel çapta sinemaseverlere göstermek olduğunu belirtmek yanlış bir ifade olmayacaktır. Annesi ve babası Kuzey Kore saldırısında ölen Kim Eunja isimli kız çocuğuna yüzü ay gibi olduğu için Ayla adını koyan Astsubay Süleyman, Kore’ den terhis edilirken Ayla’ yı da Türkiye’ ye getirmek için oldukça çabalamış fakat başarılı olamamıştır. Yıllar sonra Aylasına kavuşan Dilbirliği, verdiği bir röportajda kavuşma anının, hayatının en mutlu anlarından biri olduğunu ifade ederek mutluluğunu dile getirmiştir.