Fenerbahçe’nin Kocaman Çıkışı

Fenerbahçe ligde son 5 maçını kazanarak birden 2. sıraya kadar yükseldi ve ezeli rakibi Galatasaray ve Beşiktaş’ı altına alarak uzun bir aradan sonra bu seviyeye geldi.

Özellikle Osmanlıspor beraberliğinden sonra Fenerbahçe Teknik Direktörü Aykut KOCAMAN gereğini yapacağım açıklamasının ardından herkes istifa edeceğini düşünürken Aykut Kocaman takımın başında kaldı ve takımda müthiş bir yükseliş meydana geldi.

Fenerbahçe taraftarlarının da kenetlenmesi ile Fenerbahçe takımı çıktığı son 8 resmi maçtan da galibiyet ile ayrılarak seyircisinin yüzünü güldürmeyi başardı. Özellikle ortaya koyulan istekli ve coşkulu futbol taraftar ve spor camiasında büyük bir yankı uyandırdı. Osmanlıspor maçı sonrasında çok önemli karşılaşmalara çıkan ve içlerinde Bursaspor, Antalyaspor gibi çok zor rakipleri deplasmanda devirerek birden tekrar zirve yarışına ortak olan Fenerbahçe takımı ligin ilk yarısının bitmesine 1 hafta kala ezeli rakiplerini altına alarak meydan okudu.

Galatasaray’da Fenerbahçe derbisinden sonra yaşanan müthiş düşüş ve son Yeni Malatyaspor maçında kaybedilen 3 puan Galatasaray camiasını da uçuruma itti. İlk gönderilen isim teknik direktör Igor Tudor olurken yönetim de şok bir biçimde seçimli genel kurul kararı aldı.

Galatasaray camiasında ortak bir karar çıkmazken çoğu kişi Fatih Terim’i takımın başında görmek istiyor. Fakat yönetim bu konuda ikiye ayrılmış durumda. Son döneminde yönetimde anlaşmazlıklar ile Galatasaray’dan ayrılan efsane isim de Galatasaray’a gelmeyi şu durumda pek sıcak bulmuyor.

Lig’de zirve yarışı kızıştı

Uzun bir zamandır ligde bu kadar çekişmeli bir şampiyonluk yarışı yaşanmıyordu. Başakşehir, Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş, Trabzonspor, Kayserispor, Göztepe ve Bursaspor gibi takımlar ile zirve sadece 5 puan uzaklıkta. Göztepe ve Trabzonspor’un müthiş çıkışı devam ediyor. Beşiktaş Şampiyonlar liginden sonra tekrar lige tutunarak Osmanlıspor’u farklı geçerek bende bu yarışın içindeyim dedi ve rakiplerine oynadıkları etkili futbol ile göz dağı verdiler.

İlk yarının bitmesine son 1 maç kala takımlar bu haftadan sonra yoğun bir transfer çalışmasına gireceğinden hiç şüphemiz yok. Özellikle kümeye oynayan takımların ciddi transferler yaparak bu bölgeden hızla uzaklaşmak isteyeceklerdir. Ve tabi ki zirveye oynayan takımların da yapacağı takviyeler ile ikinci yarı daha güzel ve sportmen bir futbol anlayışı ile seyircilerin karşılarına çıkmalarını ümit ediyoruz.

2017’nin son derbisine doğru

2017 yılının son derbisi olan Beşiktaş – Galatasaray derbisine artık saatler kaldı ve iki takımı da çok yakından ilgilendiren bu derbinin kazananı bakalım kim olacak? Bir yandan lige fırtına gibi başlayan ve şuan ligin lideri olan Galatasaray, diğer yandan avrupa da yoluna dolu dizgin devam eden ve gruptan çıkmayı garantileyen son 2 yılın şampiyonu Beşiktaş.

İki külübün başkanları, oyuncuları ve teknik heyetlerinin hafta boyunca vermiş olduğu demeçler çok hırslı ve kıran kırana bir karşılaşma olacağının habercisi.

Sezona Igor Tudor ile yepyeni bir kadro kurarak başlayan Ligin lideri Galatasaray Tudor yönetimin de ilk derbi zaferini yaşamak istiyor. Takımı baştan aşağıya revize eden Galatasaray’da derbi öncesi en büyük silahı olan Gomis’in form da olması Sarı – Kırmızılı camiaya güven veriyor.

Diğer tarafta ise lige istediği başlangıcı yapamayan fakat Şampiyonlar liginde mağlubiyet yüzü görmeyen ve gruptan lider çıkmayı garantileyen son iki yılda lige ambargosunu koymuş bir Beşiktaş var. Onların da en büyük kozu Şenol Güneş. Kurt hoca’ya taraftarlar ve camia’nın güvenmesi Şenol hocayı mutlu ve motive ediyor. Özellikle Galatasaray’a karşı son zamanlarda bariz üstünlüğü bulunan Beşiktaş evinde seyircisi önünde bu karşılaşmadan galip ayrılarak zirveye bir adım daha yaklaşmak istiyor.

Özellikle Galatasaray camiası için Igor Tudor’un kader maçı olabilecek bir karşılaşma. Taraftarların ve yönetimin bazı bölümünün Tudor’a güvenmemesi maç sonunda olası bir Beşiktaş galibiyeti ile Tudor’un sonu olabileceği konuşuluyor. Beşiktaş cephesinde ise alınacak olası bir galibiyette lig için yeni bir havaya girme ve tekrar zirveye ortak olma adına büyük bir adım atılmış olacak.

Cumartesi günü oynanacak bu karşılaşma özellikle Fenerbahçe ve Başakşehir cephesi için de olası bir liderlik ve şampiyonluk yolunda büyük bir avantaj elde etme şansı olabilir. Maçın sonucu ne olursa olsun umudumuz odur ki kazanan dostluk ve spor olur.

Türk Halkının Avrupa Hasreti

Türkiye Futbol takımı olarak 2008 yılından bu yana gerek dünya kupası gerekse avrupa şampiyonasına katılamaması Türk halkı tarafından son zamanlarda çok ciddi bir şekilde dile getirilmeye başladı. Son olarak Fatih Terim ile Euro 2008’de önemli başarılara imza atan ve Türk ruhu ile mücadele eden milli takımdan, dünya kupasından elenmiş ve oyundan çıkarken gülen bir milli takıma gelmiş bulunmaktayız. Özellikle 2003 – 2008 yılları arasında ulaşılan büyük başarılar Türk halkına ve Türk futboluna çok ciddi değerler katmıştır. 2003 yılında dünya 3.lüğü ile gelen başarı, 2008 yılında uzatmalarda hırvatisyanı elememiz futbol tarihimin unutulmaz anları olmuştur.

Son yıllarda ise yaşanan başarısızlıkların ardına oyuncu çekişmeleri, prim olayları, saha dışı olayları gibi önemli etkili faktörler eklenince futbolcular ve teknik heyet arasında ciddi bir uçurum olmuş ve bu uçurumda ilk Arda Turan kadro dışı bırakıldı, ardından ise patlak veren Fatih Terim olaylarının ardından Türkiye Futbol Direktörü Fatih Terim görevinden ayrıldı ve yerine Türk futbolunun yakından tanıdığı Mircea Lucescu getirildi. Nekadar doğru bir karar olduğu elbette tartışılıyor olsa da önümüzde çok ciddi bir kariyer ve başarı öyküleri vardı.

Türk halkının gözünde Lucescu ismi biraz ağır bassa da oynanan 6 karşılaşmada 4 mağlubiyet, 1 beraberlik, 1 galibiyet almamız Lucescu adına tehlike çanlarının çalmasına neden oldu. Özellikle yaptığı saha dışı açıklamaları ile gündeme damga vuran Lucescu Türk halkının gözünde bir anda çok ciddi bir değer kaybederek kredisini fazlası ile tüketmiş durumda. Dünya kupası elemelerinde önce Hırvatisyan galibiyeti ile Türk halkı umutlandı, ardından ise İzlanda gibi bir takıma saha ve seyirci avantajını arkamıza alarak oynamamıza rağmen 3-0 mağlup olmaktan kurtulamadık ve dünya kupası hayallerine bir kere daha veda ettik.

Halkın gözünde artık Türkiye Futbol Milli takımı sadece Ay Yıldızlı forma’dan ibaret olmaktadır. Halkın takıma, yönetime, teknik heyete güveni kalmamıştır. Oyuncuların da kendilerine Ay Yıldızlı forma ile bir öz güven eksikliği oluşmuştur. Ve tabi ki bunun asıl sebebi nedir? Ve kimlerdir? Bunların cevabını yönetim ve ya teknik heyetten birisinin vermesi gerekmektedir. Fatih Terim ile yolların ayrılması ne kadar doğru olmuştur? Ya da Lucescu’nun gelmesi nekadar doğru olmuştur? Bu soruların hepsine bir cevap verilmesi beklenirken TFF sürekli konuları çarpıştırarak olayların üzerini ört pas etmeyi başarmaktadır. Bu konuda asıl yardımı Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan bekleyen halkın da bu konuda hüsran yaşadığı aşikârdır.